UAMİF 11. OLAĞAN GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Federasyonu (UAMİF), 11. Olağan Genel Kurulu’nu 7 Mart 2026 tarihinde Anadolu Hotels Esenboğa Thermal’de gerçekleştirdi. Yapılan seçimlerde, Genel Başkan Uysal Altundağ, oy birliği ile yeniden Federasyonun Genel Başkanlığına seçildi.
Genel Kurulun açılış konuşmasını Sendikamız Türk Metal ve UAMİF Genel Başkanı Uysal Altundağ yaptı. Genel Başkanımız konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Bizler birbirine uzak ya da yakın, birbirinden farklı ülkelerden gelsek de, farklı diller konuşup, farklı kültürlere sahip olsak da hepimizin ortak bir paydası var. Biz bütün farklılıklarımıza rağmen o ortak paydada buluşmayı başaran, o ortak amaç için mücadeleyi ilke edinen emekçileriz. Bizim en önemli ortak paydamız emektir, emekçidir. Bundan 32 yıl önce 13 Şubat 1994 günü bir araya gelen öncülerimiz, büyüklerimiz işte o ortak payda için bu federasyonu kurdular. Bugünlere kadar yaşattılar. Sonra da bu güçlü kaleyi bizlere devrettiler. Ne mutlu bize ki, bizler de bize emanet edilen bu güçlü kaleyi bugünlere ulaştırdık. Bayrağını kalenin burçlarında gururla dalgalandırdık. Ne mutlu bize ki çeyrek asrı aşan bu birlikteliğimizi her geçen gün daha da büyüyerek sürdürüyoruz. Ne mutlu bize ki bugün yine buradayız, birlikteyiz.
Değerli dostlarım, bu genel kurula hazırlanırken daha önceki genel kurullarımızın ve Merkez Komite toplantılarımızın gündemine şöyle bir göz attım. Gördüklerim, okuduklarım beni gerçekten üzdü. Çünkü ne yazık ki hemen hemen her toplantımızda gündemimizin ana konularından biri dünyada ya da ülkelerimizin hemen yanı başında cereyan eden savaşlar olmuş. Ne yazık ki bu toplantılarımızda emekçi olmaktan kaynaklanan sorunlarımızı, işçi meselelerini konuşmaktan çok savaşları ve savaşların yol açtığı ekonomik, sosyal ve insani sorunları konuşmuşuz. İşte bugün de bu genel kurulumuzu yine yanı başımızda yaşanan savaşların gölgesinde gerçekleştiriyoruz. Bu savaşları hepimiz büyük bir kaygıyla izliyoruz.
Ancak elbette ki en büyük kaygımız, üzüntümüz yaşanan bu savaşların yol açtığı felaketlerdir. Yüzlerce hatta binlerce sivilin, okul çağındaki kız çocuklarının bombalanarak öldürülmesinin bizim için hiçbir açıklaması yoktur, olamaz. Hiçbir gerekçe insanların en kutsal hakkı olan yaşam hakkına saldırıyı meşrulaştıramaz. Çünkü ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Savaş gerekli ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir.” O nedenle ülke ya da kişi ayrımı yapmadan, insan hayatını hiçe sayan, ülkelerin yıkımına yol açan bütün savaşların son bulmasını diliyorum. Biz, tüm dünya emekçileri ve Avrasya ülkelerindeki emekçiler olarak nedeni ne olursa olsun savaşlara karşıyız. Barıştan, huzurdan, kardeşlikten yanayız.
Değerli arkadaşlarım, dünyada birçok şeyin değiştiği, insanların, toplumların değişen koşullar ve belirsizlik nedeniyle büyük kaygı duyduğu bir dönemdeyiz. Yaşanan savaşlar ve büyük ekonomik krizler nedeniyle ortaya çıkan göçler ve gittikçe yaşlanan toplumlar batılı ülkelerde demografiyi değiştiriyor. Diğer yandan otomasyon üretimi işin niteliğini, endüstri ilişkileri sistemini yeniden düzenliyor. Hepsinden de önemlisi küresel güç dağılımında ağırlık Asya’ya doğru kayıyor. Bütün bu gelişmeler dünya ekonomilerini, ülkelerin sanayisini, doğal olarak da bizleri, bizlerin ekmeğini, emeğini yakından ilgilendiriyor.
Bakın geçtiğimiz aylarda Davos’ta yapılan toplantılarda tartışılan konular bunlardı. Yalnızca bizler değil Dünya ekonomisine yön veren büyük şirketler, finans kuruluşları, dünya borsaları herkes ama herkes belirsiz bir gelecek nedeniyle endişeli, gelecek için kaygılı. Dünya, yaşanan bu gelişmelere çözümler arıyor.
Bu endişeyi besleyen üç büyük dönüşüm var. Birincisi, biraz önce değindiğin göç ve yaşlanma. Artık batı toplumlarının karşısında sadece bir göç olgusu değil nüfusun yapısının değişimi gibi büyük bir sorun var. Artık yaşamın her alanında kendi vatandaşlarının yerini göçle gelen farklı insanların alması gibi bir dönüşüm yaşanıyor. Farklı kültürler o ülkelerin toplumsal yaşamına egemen oluyor.
İkincisi ise emeğin dönüşümü, emeğin yerini alması kaçınılmaz olan robotlar ve yapay zekâ tüm toplumlarda büyük bir belirsizlik sorununun ortaya çıkmasına neden oluyor. Artık üretim daha az emekle yapılıyor. Dünyadaki büyük gelişmeye rağmen istihdam aynı ölçekte gelişmiyor. Uzmanlar üretken yapay zekânın dünya genelinde 300 milyon tam zamanlı işe denk gelen bir iş yükünü otomasyona maruz bırakabileceğini öngörüyor. IMF, gelişmiş ekonomilerde işlerin yaklaşık yüzde 60’ının yapay zekâdan etkileneceğini, bunun bir bölümünde görev dönüşümü ve verimlilik artışı olacağını bir bölümünde ise emek talebini azaltma riski bulunduğunu söylüyor. ILO da bu etkinin özellikle büro ve idari işlerde yoğunlaşacağını vurguluyor.
Üçüncüsü ise Batı’nın özellikle ekonomik alandaki gücünün ve etkisinin giderek Asya’ya kayması olarak ortaya çıkıyor. Asya’nın giderek yükselişi Batı’nın buna karşılık çöküş riski yaşaması yani dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin Çin’e kayması hem askeri hem de ticari savaşların ana nedeni olarak ortaya çıkıyor.
Değerli arkadaşlarım, dünyamız bir yandan bu gelişmeleri yaşarken sektörümüzde de yeni bazı olgular ortaya çıkıyor. AB ülkelerinin üretimi ana kıtada tutmaya ve Avrupalı üreticileri korumaya yönelik tedbirlerini yakından takip ediyoruz. AB Komisyonu nezdinde hazırlıkları sürdürülen yasa kapsamında gündeme gelen ve “Made in Europe” kavramına dayalı yeni yaklaşımı büyük bir dikkat ve hassasiyetle izliyoruz. Bu yaklaşımın uzun yıllar içerisinde oluşmuş üretim ağlarını zayıflatacağı, tedarik zincirlerinde kırılmalara yol açacağı ve emekçiler açısından kayıplar yaratacağı açıktır. Bu bağlamda üyesi bulunduğumuz Avrupa sendika birliklerinin ve konfederasyonlarının söz konusu yasal hazırlık sürecinde emek perspektifini ve Gümrük Birliği kapsamındaki ülkelerde çalışan emekçilerin durumunu dikkate alan bir tutum geliştirmesini son derece önemsiyoruz.
Değerli arkadaşlarım, diğer taraftan dünya genelinde zaten var olan gelir adaletsizliği her geçen gün artıyor. Dünya gün geçtikçe zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu bir yere evriliyor. İnsanlık, özellikle son yüzyılda çevreyi ve doğal kaynakları hoyratça tüketiyor. Dünya bugün insanlığın kendi eliyle başlattığı iklim değişikliği ile karşı karşıyadır. Bir süredir dünya devletleri bir araya gelerek iklim değişikliğinin ağır sonuçlarını hafifletmeye yönelik çözüm önerileri arıyor. Önümüzdeki yıllarda küresel ısınmayı azaltmak, bazı sektörlerdeki karbon salınımını en aza indirmek için adımlar atılması planlanıyor. Biz geleceğimiz için büyük bir tehlike olan küresel ısınma ile mücadelede atılacak her adımı elbette ki destekliyoruz. Ancak küresel ısınmanın sorumlusu olmayan işçilerin işsiz kalarak bedel ödemesine izin vermeyeceğimizi de belirtmek istiyoruz. Bunun içi adil geçiş konusunun üzerinde dikkatli durulması gerektiğini düşünüyoruz.
Değerli dostlarım, şu ana kadar anlatmaya çalıştığım küresel düzeyde yaşanan bütün bu gelişmeler ne yazık ki önce çevre ülkeler dediğimiz küresel ekonomik sisteme bağlı bizim gibi ülkeleri etkiliyor. Krizin bedelini bizim halklarımız, bizim emekçilerimiz, bizim ülkelerimiz ödüyor. Yaşanan tüm olumsuzluklarda bizlerin, biz emekçilerin ekmeği eksiliyor. Kriz nedeniyle birçok ülkede çalışma saatleri uzatılıyor. Sendikal örgütlenmeler etkisizleştiriliyor ve artan enflasyon nedeniyle reel ücretler düşürülüyor. İşsizlik hızla yükseliyor. Yaşanan gelişmeler, işçi sınıfının ekonomik ve sosyal refahının azalmasına neden oluyor.
Değerli arkadaşlarım, her zaman dile getirdiğimiz gibi dünyada değişimin merkezi olarak kabul edilen Avrasya coğrafyasında enerji dönüşümünden dijitalleşmeye, yapay zekâdan yeşil sanayiye kadar uzanan bu yeni dönemde bölgemiz, küresel ekonominin ve üretimin geleceğini belirleyen temel eksenlerden biri haline gelmiştir. Son yıllarda yaşanan küresel krizler, enerji ve tedarik maliyetlerindeki artışlar, iklim politikalarının yeniden şekillenmesi ve üretim teknolojilerinin dönüşümü işçi sınıfının dayanışmasını ve örgütlü mücadelesini her zamankinden daha önemli kılmıştır. Avrasya bölgesi sanayi, maden, enerji ve metal sektörleri başta olmak üzere büyük bir üretim potansiyeline sahiptir. Bu durum da Avrasya Metal İşçileri Federasyonu’nun değerini ve önemini her geçen gün artırmaktadır.
Herkes bilmelidir ki dünyanın geleceği Avrasya coğrafyasıyla birlikte şekillenecektir. Geleceği inşa edecek olan bizleriz. Federasyonumuz bugün işçi sınıfının uluslararası birliği için önemli bir yapı görevi görüyor. Biz, bugün burada Avrasya coğrafyasında temsil ettiğimiz milyonlarca emekçinin hak ve çıkarı için birlikte mücadele etmek zorundayız. Bu birlikteliğimizi karşılaştığımız sorunların çözümü için elbirliğiyle kullanmak zorundayız. Aramızdaki bağı hiçbir kuvvetin sarsamayacağı şekilde oluşturup önce Avrasya’da, sonra da tüm dünyada sınıf kardeşlerimizle birlikte olmalı tüm bu tehditlere karşı daha güçlü bir ses çıkarmalıyız. Bu sayede karşı karşıya kaldığımız sorunların üstesinden gelir başarı sağlama şansımızı artırırız. Çünkü bizim sorunlarımızın çözümü işçi sınıfının uluslararası birliği ve örgütlü mücadelesinde yatar. Önümüzde zor bir dönem var. Ancak ben birlikteliğimiz, kararlılığımız, mücadele azmimiz sayesinde bu dönemin üstesinden gelebileceğimizi biliyorum.
Çünkü dostlarım, işçi sınıfının bu sorunlara karşı mücadelesi ancak uluslararası düzeyde etkili olabilirse, başarılı olabilir. Avrasya’daki, Balkanlar’daki, Avrupa’daki hatta bugün büyük bir dram yaşayan Ortadoğu’daki sınıf kardeşlerimizle de birlikte olabilirsek daha güçlü olabiliriz. Yani biz, hepimiz, uluslararası alanda bir işçi sınıfı dayanışmasını daha da sarsılmaz biçimde örgütleyebilirsek, bu dayanışmayı kalıcı hale getirebilirsek, bu sürece karşı başarılı olma şansımızı artırırız. Unutmayalım ki, hangi ülkeden olursak olalım bizim kaderimiz ortaktır ve işçi sınıfının başarısı uluslararası birliğinden ve örgütlü mücadelesinden geçmektedir.”
Genel Başkanımız Uysal Altundağ’ın konuşmasının ardından; Kazakistan’dan Asilbek Nuralin, Azerbaycan’dan Fuad Alakbarov, Bulgaristan’dan İlia İliev, Rusya Federasyonu’ndan Andrey Fefelov, Özbekistan’dan Talat Usmonov, Arnavutluk’tan Taf Koleci ve Ukrayna’dan Yarema Jugaevich genel kurul salonuna hitap etti. Belarus’tan Valeriy Kurseviç ise gönderdiği video mesajla genel kurul delegelerine başarı dileklerini iletti.
Konuşmaların ardından mali rapor okunup müzakere edildikten sonra komisyon raporlarının değerlendirilmesi ve karara bağlanmasına geçildi. Bu bölümde eğitim komisyonu üyesi Özbekistan’dan Dildora Alimova komisyonca hazırlanan raporu genel kurul delegelerine sundu. Genel Kurul delegelerine sunulan Çalışma Raporu, Denetim Kurulu Raporu ve Komisyonların Raporu yapılan oylama sonucunda oybirliği kabul edildi.
Genel Kurulda son olarak organların seçimi aşamasına geçildi. Yapılan seçimlerde Genel Başkanımız Uysal Altundağ yeniden Federasyon Genel Başkanlığına seçildi. Ayrıca Genel Başkan Yardımcılıklarına; Andrey Fefelov (Rusya Fed.), Asılbek Nuralin (Kazakistan), Taf Koleci (Arnavutluk) ve Fuad Alekberov (Azerbaycan), Genel Sekreterliğe; Sendikamız Genel Başkan Yardımcısı Mürsel Öcal (Türkiye), Genel Sekreter Yardımcılıklarına da ise Aleksandr Panychev (Rusya Fed.) ve Turajan Raupov (Özbekistan) seçildi.
Genel kurula, Genel Başkan Yardımcılarımız Yusuf Ziya Odabaş, Mesut Erdem ile Genel Sekreterimiz Taliphan Kıymaz ve Sendikamızın Ankara’da örgütlü olduğu fabrikalardan üyelerimiz de katıldı.
Genel kurul çalışmaları günün anısına çekilen toplu fotoğraf ile tamamlandı.



